O hâlâ çok küçük.

O hâlâ çok küçük.

Eli, annesinin elinde kaybolur gider.

Adımları bazen kararsızdır, sendeler.

Ama başını kaldırıp annesine baktığında, orada kendini görür.

O bakışta tek bir kelime yoktur.

Yine de o bakışta her şey vardır.

Koşulsuz bir sevgi vardır mesela.

Güven vardır, huzur vardır.

Anne yanındayken dünya güvenli bir yerdir.

Küçük kız için bu, bilinen tek gerçektir.

Oysa anneler hiç mükemmel değildir.

Yorulurlar, güne küskün başlarlar bazen.

Endişelenirler, içten içe kaygılanırlar.

Bazen istediklerinden çok daha uzun süre sessiz kalırlar.

“Anne, neden konuşmuyorsun?” diye sorar küçük kız.

Anne gülümser, ama içi biraz buruktur.

“Sadece düşünüyorum canım,” der sadece.

Kız bu cevaba inanır, çünkü annesine güvenir.

Oysa anne o an kendinden şüphe duyar.

Yeterince iyi bir anne mi olduğunu sorar kendine.

Ama kızı ona hiç öyle bakmaz.

Sanki hiçbir eksik, hiçbir yorgunluk yokmuş gibi bakar.

Çünkü onun gözünde anne, sıcaklığın ta kendisidir.

Anne, onun için evdir, sığınaktır.

Her zaman yer bulunan bir kalptir.

“Anne, sen hep benimle misin?” diye sorar bir gün.

Anne elini tutar, “Hep buradayım,” der.

Kız başını annesinin omzuna yaslar.

O an, dünya küçülür ve sadece ikisi kalır.

Anne, o küçük başın ağırlığını hisseder.

İçinde bir şey kıpırdar, bir şey hatırlanır.

“Sen bana neden böyle bakıyorsun?” diye sorar anne.

Kız şaşırır, “Nasıl bakıyorum ki?” der.

Anne cevap veremez, sadece gülümser.

Çünkü o bakışın adını koyamaz.

O bakış, sevginin en saf hâlidir sanki.

Hiçbir koşula bağlı olmayan bir sevgidir.

Anne bir an durur, düşünür.

Kızı ona neden hiç küçük görünmez?

Belki de küçük olan, kendisidir aslında.

Belki büyüyen, her gün yeniden öğrenen odur.

Kızına bakar, gözlerinde kendi yansımasını görür.

Ve birden anlar, bu bakışın anlamını.

Bir kız çocuğu sadece bir çocuk değildir.

O, annesinin dışarıdan ona bakan ruhudur.

Annenin unuttuğu sabrı hatırlatır ona.

Annenin kaybettiği inancı geri verir.

“Anne, iyi misin?” diye sorar kız usulca.

Anne gözlerini siler, “İyiyim,” der kısaca.

Kız elini sıkar, hiçbir şey sormaz başka.

Çünkü bazı şeyler, sözsüz anlaşılır.

Anne, o küçük eli sıkıca tutar.

O hâlâ çok küçük, ama her şeyi öğretir.

Rate article
Add a comment