Bazı kadınlar durmadan üretir.
Elleri hep bir şeyle meşguldür.
İşte bu sıradışı kadın da onlardan biri.
Yıllarca el işiyle uğraşmış.
Ama bu kez yaptığı şey herkesi şaşırttı.
Yün ipliklerden bir papağan ördü.
Rengarenk, neşeli, canlı bir papağan.
Kimse ona bakıp “bu elde yapıldı” demezdi.
O kadar gerçekçi ve şirin görünüyor.
Kuşun tüyleri sarı, kırmızı, yeşil renklerde.
Her bir ilmek dikkatle işlenmiş.
Gözleri bile canlı gibi parlıyor.
“Nasıl yaptın bunu?” diye soranlar çok oldu.
O da gülümseyerek anlatmış sadece.
“Sabırla, severek yaptım” demiş.
Her boş vaktini bu işe ayırmış.
Televizyon izlerken bile elleri boş durmamış.
Komşuları bu papağanı görünce hayran kalmış.
“Bu nasıl bir hüner böyle?” demişler.
Kimi ona sipariş vermek istemiş.
Kimi de kendisi öğrenmek istemiş.
O da seve seve göstermiş.
“Elinizde olsun, deneyin” demiş herkese.
Bu papağan artık evin köşesinde duruyor.
Sıcacık bir eve renk katıyor.
Misafirler gelince ilk onu fark ediyor.
“Bunu nereden aldınız?” diye soruyorlar.
“Kendim yaptım” cevabını alınca şaşırıyorlar.
Kimse inanmakta zorlanıyor önce.
Ama gerçek, apaçık ortada duruyor.
Bu kadının elinden ne çıkmaz ki?
Belki yarın bir kedi, belki bir çiçek.
El işi onun için sadece hobi değil.
Bir tutku, bir yaşam biçimi olmuş.
Her dikişte huzur bulduğunu söylüyor.
“Kafam dağılıyor, rahatlıyorum” diyor.
Yaşı ilerlemiş ama elleri hâlâ çok çevik.
Gözlük takıp bile ilmek işliyor dikkatle.
Torunları bile ona hayran bakıyor.
“Büyükanne, bana da yap” diyorlar sık sık.
O da severek söz veriyor onlara.
Her iş, bir sevgi emeği oluyor böylece.
Bu papağan sadece bir süs eşyası değil.
Bir kadının sabrının, emeğinin simgesi.
Bakanlar sadece rengine değil, ruhuna hayran kalıyor.
Peki siz de el işiyle uğraşıyor musunuz?
Evde neler ördünüz, neler yaptınız?
Belki sizde de böyle bir hüner var.
Belki keşfedilmeyi bekliyor sadece.
Unutmayın, her emek bir eser doğurur.
Sabırla başlayan iş, güzellikle biter.