Anladım ki annelik asla bitmez.
Güç tükense bile devam eder.
Çocuklar büyür, bu kesin.
Başka şehirlere taşınırlar.
Kendi ailelerini kurarlar.
Benim tavsiyelerim olmadan da yaşamayı öğrenirler.
Ama benim zihnimde başka türlü kalırlar.
Hâlâ o küçük çocuklar gibi görünürler.
Elimi tutarak uykuya dalan çocuklar.
Bugün üşüyorlar mı diye merak ediyorum.
Karınları tok mu, aç mı?
Yemek yiyip yemediklerini düşünüyorum.
Birisi onları sözleriyle incitti mi?
Kimse kalplerini kırdı mı?
İçlerinde söyleyemedikleri bir dert var mı?
Yüksek sesle paylaşamadıkları bir acı mı taşıyorlar?
Bunları hep sorguluyorum.
Geçen gün biri bana bir şey sordu.
“Çocuklarınız için ne kadar süre endişelenirsiniz?” dedi.
Ben de düşündüm.
Güzel bir cevap aramadım.
Süslü sözler istemedim.
Sadece gerçeği söyledim.
“Kalbim attığı sürece,” dedim.
O kişi şaşırdı.
“Hep mi?” diye sordu.
“Hep,” dedim.
Çünkü başka türlü olamaz.
Bir anne için bu böyledir.
Çocuk kaç yaşında olursa olsun önemli değil.
Kırk yaşında da olsa fark etmez.
Altmış yaşında da olsa aynı.
Anne gözünde hep çocuktur.
Hep korunması gereken biridir.
Hep merak edilendir.
Gece yarısı telefon çaldığında kalp hızlanır.
Mesaj gelmediğinde içim sıkılır.
Sesini duyana kadar rahatlamam.
Bu bir hastalık değil.
Bu sadece annelik.
Kimse bunu anlamayabilir.
Yaşamayan bilemez.
Ben kendi annemden öğrendim bunu.
O da benden önce aynı şeyi yaşadı.
Belki kızım da bir gün aynısını anlayacak.
Belki o da benim gibi düşünecek.
Belki o da “kalbim attığı sürece” diyecek.
Çünkü bu miras gibi geçer.
Anneden kıza, kızdan kıza.
Hiç bitmeyen bir sevgi bu.
Kalbim attığı sürece sürecek.