Sadece bir gün önce köpeğim yoktu.
Hala ne olduğuna inanamıyorum.
Sabah telefonum çaldı.
Arayan barınaktaki dostum Ayşe idi.
Arabasının bozulduğunu söyledi.
Bir köpeği veterinere götürmesi gerekiyordu.
Yarım saatlik bir işi vardı.
Beni çağırdı, hemen kabul ettim.
Hemen oraya gittim.
Kapıda Ayşe beni bekliyordu.
Yanında dev bir köpek vardı.
Tüylü ve kocaman bir şeydi.
Sanki hatalı üretilmiş bir ayıydı.
Bir kulağı dik duruyordu.
Diğeri ise komik şekilde düşüktü.
Arka koltuğa bindi.
Yol boyunca hiç ses çıkarmadı.
Sadece pencereden dışarıyı izledi.
Veterinerde de uslu durdu.
Hiç sorun çıkarmadı.
Dönüş yoluna geçtik.
O koca kafasını omzuma yasladı.
İşte o an içimden bir şeyler koptu.
Kalbim erimeye başladı.
Ne zamandır barınakta diye sordum.
Sekiz aydır orada olduğunu söyledi.
Kimsenin onu istemediğini ekledi.
Çok büyük ve çirkin buluyorlarmış.
Dikiz aynasından ona tekrar baktım.
O da bana o asimetrik bakışıyla baktı.
Adı ne diye sordum.
Kayıtlarda adı Paşa imiş.
Ama onlar ona Hata diyorlarmış.
Barınağın önüne sessizce park ettim.
Arabanın motorunu kapattım.
Hata yerinden hiç kımıldamadı.
Biliyor musun Ayşe diye sordum.
Nasıl yani der gibi baktı.
Galiba geri dönmeyecek dedim.
Ne demek istiyorsun dedi.
Benimle eve geliyor dedim.
Şimdi evde koltukta oturuyorum.
O hemen yanımda duruyor.
Başını dizime koymuş uyuyor.
Bir kulak havada duruyor.
Diğeri ise aşağıya sarktığı gibi duruyor.
Dün bu saatte köpeğim yoktu.
Şimdi hayatımın en güzel Hatası yanımda.
Hala inanamıyorum.