Bir büyükanne için torunlarının büyüdüğünü izlemekten daha büyük bir mutluluk yoktur

Fatma Teyze pencerenin önünde oturuyordu.

Elinde eski bir fotoğraf vardı.

Torunu Elif, kundaktaki haliyle gülümsüyordu resimde.

“Nasıl da büyüdü bu kız,” dedi kendi kendine.

Yıllar su gibi akıp gitmişti.

Elif şimdi okula gidiyordu, koşuyordu, konuşuyordu.

Fatma Teyze her bayramda onu kucağına alırdı.

“Babaanne, beni ne zaman göreceksin?” diye sorardı Elif telefonda.

“Yarın geliyorum canım,” derdi Fatma Teyze.

Her ziyaret bir bayram gibiydi onun için.

Kapıyı açtığında Elif’in sesini duymak her şeye değerdi.

“Babaanne geldi!” diye bağırırdı küçük kız.

Fatma Teyze onu kollarına alır, sımsıkı sarılırdı.

O an, dünyanın en değerli hediyesiydi.

Torunu doğduğunda, en zor günlerini unutmuştu.

Kocasını kaybetmişti o yıl.

Ama Elif’in gelişi, karanlığı aydınlatmıştı.

“Sen benim ışığımsın,” derdi ona bakarken.

Küçük kız büyüdükçe, Fatma Teyze’nin kalbi de büyüyordu.

Her yeni kelime, her yeni adım bir mucize gibiydi.

“Babaanne, bak nasıl zıplıyorum!” derdi Elif.

Fatma Teyze gülerek alkışlardı.

Birlikte bahçede çay içerlerdi.

“Sana masal anlatır mısın?” diye sorardı Elif.

“Elbette canım,” derdi büyükanne.

Masallar arasında zaman durur gibi olurdu.

Her bakışında, hayatının anlamını bulurdu Fatma Teyze.

Torunuyla geçirdiği her dakika, bir hazine gibiydi.

“Seni çok seviyorum babaanne,” derdi Elif bazen.

Bu sözler, Fatma Teyze’nin gözlerini yaşartırdı.

“Ben de seni çok seviyorum,” derdi fısıltıyla.

Yıllar geçtikçe Elif büyüdü, değişti.

Ama büyükannesine olan bağı hiç değişmedi.

Her telefon görüşmesi, her ziyaret aynı sıcaklığı taşıdı.

“Babaanne, üniversiteye başladım,” dedi bir gün Elif.

Fatma Teyze gözlerinde gururla dinledi.

“Seninle gurur duyuyorum,” dedi titrek bir sesle.

Zaman ilerledi, ama sevgi hep aynı kaldı.

Her doğum günü, her kutlama birlikte geçti.

Elif’in çocukluğu, Fatma Teyze’nin en güzel yıllarıydı.

Fotoğraflar birikti, anılar çoğaldı.

Her biri bir hikaye anlatıyordu.

Fatma Teyze o fotoğraflara bakarken gülümsedi.

“Ne kadar da çabuk büyüdün,” dedi usulca.

Torununa bakmak, ona hayatın anlamını hatırlatıyordu.

Her şey tam olması gerektiği gibi görünüyordu.

Kalbi sevgiyle, minnetle doluydu.

Kolları hâlâ açıktı, her zaman olduğu gibi.

Torununu kucaklamak için hazırdı.

Bu sevgi hiç bitmeyecekti.

Rate article
Add a comment