Benzin İstasyonunda Bir Yabancıya Kol Kanat Oldum

Bugün benzin istasyonundaydım, sıradan bir gündü.

Depoyu doldururken bir ses dikkatimi çekti.

20’li yaşlarının sonlarında bir kadın vardı.

İki erkeğe bağırıyordu.

“Beni rahat bırakın” diyordu, sesi titriyordu.

Adamlar gitmiyordu, etrafında dönüp duruyorlardı.

İçimden bir ses “git” dedi.

Durup izlemek elimden gelmedi.

Yavaşça yanlarına yürüdüm.

Kadına gülümsedim, sanki tanışıyormuşuz gibi.

“Bugünkü toplantı nasıldı hayatım?” diye sordum.

Gözlerinde bir an şaşkınlık gördüm.

Sonra hemen anladı, oyuna girdi.

“İyiydi” dedi, “eve gidince anlatırım.”

“Harika” dedim, “akşam yemeğine en sevdiğin yemeği alacağım.”

Sesim sakin ama kararlıydı.

İki adam birbirine baktı.

Ne diyeceklerini bilemediler.

Biri mırıldandı, diğeri geri çekildi.

Sonra ikisi de aceleyle oradan uzaklaştı.

Kadın bana döndü.

“Bunun benim için ne kadar önemli olduğunu bilemezsin” dedi.

Sesi kırılgandı ama rahatlamıştı.

“Teşekkür ederim” dedi tekrar.

“Rica ederim hanımefendi” dedim.

“İnsan asla çok dikkatli olamaz.”

Gülümsedi, derin bir nefes aldı.

Birkaç kelime daha konuştuk, hal hatır sorduk.

Adamların uzaklaştığından emin oldum.

Arabasına binene kadar yanında kaldım.

Sonra ikimiz de kendi yolumuza gittik.

Arabama dönerken etrafa bakındım.

Adamlar gerçekten gitmişti.

İçim rahatladı.

Yürürken aklımdan bir düşünce geçti.

Bu kadar basit bir şey insanı nasıl kurtarabilir?

Bir soru, bir cümle, yeter miydi?

Belki de evet.

Belki bazen tek gereken budur.

Birinin “seni görüyorum” demesi.

Kimse yalnız değilmiş gibi davranması.

Arabama bindim, direksiyona oturdum.

Bir an durup düşündüm.

Benim de bir kızım olacak bir gün.

Onun da böyle bir anı olabilir mi?

Kalabalıkta, yabancılar arasında, korkarak.

Umarım o zaman biri onun yanına gelir.

Umarım biri “hayatım” der ona.

Umarım kimse onu yalnız bırakmaz.

Arabayı çalıştırdım, yola çıktım.

İçimde hem huzur hem endişe vardı.

Bazen bir yabancı, bir kahraman olur.

Rate article
Add a comment