— Sağlam bir adamı kanepede yatsın diye ben mi besleyeceğim, bu nasıl akıl böyle?
Telefondan öyle haklı bir öfke taşıyordu ki, sanki Nermin kalabalık bir pazar yerinde, herkesin gözü önünde yengesinin çantasından cüzdan çalmış gibiydi.
— Alo, Semra abla?
Nermin telefonu kulağından biraz uzaklaştırdı.
Muhasebe bürosunda gün henüz başlıyordu, mesai arkadaşları bilgisayarlarını bile açmamıştı, sabah zor geçecekti.
— Numara yapma, anlamıyormuş gibi!
Yengesinin sesi ofisin uykulu uğultusunu bastıracak kadar yüksekti.
— Kapının önünde ahmak gibi duruyorum! Anahtar açmıyor! Vicdanın yok mu senin, Nermin? Biz akrabayız sonuçta!
Nermin kalemini masanın kenarına bıraktı, meslektaşına “bir dakika” işareti yaptı.
Kafasında her şey bir anda yerine oturdu.
— Hangi kapının önünde?
— Hangisi olacak! Seninki, Çamlık Sokak’taki!
Her şey netleşti.
Rahmetli annesinden kalan iki odalı daire, büyük tadilat bittiğinden iki haftadır boş duruyordu.
Nermin’in bütün birikimini, sinirini, hatta kredi kartı borcunu yiyen o ağır tadilat.
— Salı sabahı saat dokuzda ne işin var orada?
— Ne işim mi olacak?
Semra, soru sanki saçmalığın dik âlâsıymış gibi gerçekten şaşırmıştı.
— Caner’i yerleştiriyorum. Konuşmuştuk ya!
— Kiminle konuştunuz?
— Erdal’la!
Nermin elini alnına koydu.
Tabii ya.
Kocası Erdal, aile kavgasından, hesap sormaktan ödü patlayan biriydi.
Ablası yine oğlunun yirmi iki yaşında olup küçük evde yaşam alanı bulamadığından dertlenince, Erdal eski anahtar destesini ona vermişti.
Sadece başının etini yemesinler diye.
Tabii ki iki gün önce Nermin’in eski kilidi söküp yerine sağlam, çelik kapı taktırdığından habersizdi.
Kendi parasıyla.
— Semra abla, orada kal. Geliyorum.
— Gelmesen daha iyi olurdu zaten!
Yenge o kadar sert homurdandı ki hoparlörden ses bozuldu.
— Burada merdivende eşyalarla donuyoruz!
Nermin müdüründen izin istedi, lacivert paltosunu kaptı, taksi çağırdı.
Yol uzun değildi ama kafasında son altı ay dönüp durdu.
Annesi bu eski daireyi bıraktığında, kocasının ailesi sadece burun kıvırmıştı.
İçeride ilaç ve yaşlılık kokusu vardı, borular sızdırıyordu, duvar kağıtları paramparça sarkıyordu.
O zaman Semra, böyle bir yere öğrenci bile koyulmaz demişti, ayıp olur diye.
Nermin işle market arasında koşuşturmuştu.
İndirimli fayans aramış, ustalarla tartışmış, tozu kendi eliyle silmişti.
Erdal ilk baştan beli ağrıyor diye yardım etmeyi reddetmişti.
Ama tadilat bitip daire aydınlık, şirin hale gelince, Semra’nın akrabalık hisleri birden canlanmıştı.
Nermin apartmanın önünde durdu, üçüncü kata çıktı.
Merdivendeki manzara her şeyi anlatıyordu: yeni kapının önünde üç büyük ekose çanta, kolilerle eski bir mikrodalga yığılmıştı.
Semra, paltosu açık, gücenmiş bir surat, yanında Caner telefona gömülmüş vaziyette duruyordu.
— Nihayet geldin, — Semra eski anahtarı salladı. — Bu ne cüretkârlık? Kamyonet bile tuttuk!
— Kim tutturdu ki?
Nermin sakin sakin yeni anahtar destesini çıkardı.
— Semra abla, bir ay önce bu konuyu kapatmıştık. Daireyi kiraya vereceğim, borçlarımı ödemem gerekiyor.
— Ne borcu!
Semra kollarını savurdu.
— Senin evin boş duruyor! Öz yeğenin kirada mı sürünsün?
— Caner çalışıyor mu peki?
Delikanlı telefondan tembelce başını kaldırdı, omuz silkti.
— O kendini arıyor! — diye bağırdı Semra, oğlunu savunarak. — Onun düzgün şartlara ihtiyacı var! Sessiz bir yerde kalsın, özgeçmişini yazsın. Biz akrabayız sonuçta! Elektrik suyu için para verir. Herhalde.
— “Herhalde” bana yetmez, — dedi Nermin kesin bir tonla. — Ben işsizler için huzurevi işletmiyorum.
— Ah, öyle mi konuşuyorsun?! — Semra’nın yüzü kızardı. — Paragöz!
O an komşu kapısı açıldı, elinde süpürge Zehra Teyze göründü.
— Sabah sabah ne sirki bu? Nermin, polis çağır!
Semra telefonunu çıkardı, Erdal’ı hoparlörden aradı.
— Erdal! Karın bizi sokağa atıyor! Bir şey yap!
Hattın öbür ucunda ağır bir sessizlik oldu.
Erdal’ın sesi acınası çıktı:
— Nermin… ya bırak Caner kalsın orada, senin için zor mu? Ablamın yardıma ihtiyacı var…
Nermin telefona bakıp birden anladı: bu evlilik sadece onun sabrıyla ayaktaydı.
Semra’ya doğru bir adım attı, eski anahtarı koliye fırlattı, hoparlöre doğru söyledi:
— Erdal, — sesi buz gibiydi. — Hemen eşyalarını topla, yeğeninin yanına, o kanepeye git. İkiniz birlikte kendinizi arayın. Bizim evimize bir daha ayak basmayacaksın. Yarın boşanma dilekçesi veriyorum.
Telefonda hat kesildi.
Semra ağzı açık kaldı, Zehra Teyze onaylarcasına başını salladı, kapısını kapattı.
Nermin döndü, kararlı adımlarla merdivenlerden indi.
İçinde sonunda özgür olduğunu hissetti.