Hamileyim, günler sayılı.
Oğlumun odasını hazırlıyorum.
Ama cüzdanım hazır değil.
Mağazadaki yorganlara baktım, hepsi pahalı.
Kocama döndüm, “Bu fiyatlara alamayız” dedim.
O da üzgün üzgün başını salladı.
“Bir çözüm bulalım” dedi.
Aklıma annemin eski dikiş makinesi geldi.
Dolaptan çıkardım, tozunu aldım.
Kumaş parçaları topladım evden.
Eski bir gömlekten kareler kestim.
Komşumdan renkli kumaş artıkları istedim.
“Ne yapacaksın bunlarla?” diye sordu.
“Oğluma yorgan dikeceğim” dedim.
Gülümsedi, “Yardım edeyim mi?” dedi.
Birlikte oturduk, kareleri dizdik.
Her kare ayrı bir desendi.
Biri çizgili, biri çiçekli, biri noktalı.
Ortaya ne koyacağımı düşündüm uzun uzun.
Uyuyan bir ayıcık yapmaya karar verdim.
Kahverengi kumaştan küçük bir ayı kestim.
Başına gecelik bir takke diktim.
Mor bir yastığa yatırdım onu.
Elim titriyordu ilk dikişlerde.
“Bozarsam ne olacak?” diye düşündüm.
Ama devam ettim, durmadım.
Her dikiş biraz daha düzeldi.
Geceleri uyku tutmadığında dikiş yaptım.
Karnımdaki bebek tekme atınca gülümsedim.
“Sen de izliyorsun galiba” dedim ona.
Kocam her akşam ilerlemeyi sordu.
“Bugün ne kadar bitti?” diyordu.
“Ayıcık bitti, kenarlar kaldı” dedim.
Gece yarısı son dikişi attım.
Yorganı açtım, elimle düzelttim.
Yere koydum, uzaktan baktım.
Gözlerim doldu birden.
Mükemmel değildi, biliyordum.
Dikişler eğri büğrüydü yer yer.
Ama bana çok güzel göründü.
Kocamı çağırdım, “Gel bak” dedim.
Odaya girdi, sessizce baktı.
“Harika olmuş” dedi yavaşça.
“Gerçekten mi?” diye sordum, emin olamadım.
“Oğlumuz için yaptın, bu yeter” dedi.
Komşum da sonradan gördü, şaşırdı.
“Sen bunu mu diktin?” dedi inanamayarak.
“Elimden geleni yaptım” dedim.
Yorganı beşiğin üzerine yaydım.
Ayıcık ortada huzurla uyuyordu.
Param yoktu ama elim vardı.
Oğlum bu yorganla büyüyecek.
Benim ellerimle, benim sevgimle.