Anne, evladını önce kalbinin altında, sonra da ömür boyu kalbinde taşır.

Pencereden yumuşak bir ışık süzülüyordu.

Oda sessizdi, huzurluydu.

Genç bir kadın, küçük bir çocuğu kucağına almıştı.

Çocuk, başını onun omzuna yaslamıştı.

Kadın onu sıkıca kendine bastırıyordu.

“Sana hiçbir şey olmasın,” diye fısıldıyordu içinden.

O an, dünya küçücük bir odaya sığmıştı.

Sadece onlar vardı, bir de ışık.

Çocuğun nefesi düzenliydi, derin bir güven içindeydi.

Annesinin kalbinin sesini dinliyordu sanki.

Kadın hatırlıyordu, o küçük kalp bir zamanlar kendi kalbinin altındaydı.

Aylarca onu bedeninde taşımıştı.

Her tekmesini, her hareketini hissetmişti.

“Sen benim en büyük mucizemsin,” demişti doğduğunda.

Şimdi aynı çocuk, kollarının arasındaydı.

Ama artık dışarıda, görünür, elle tutulurdu.

Peki içindeki o bağ hiç bitmiş miydi?

Hayır, sadece yer değiştirmişti.

Önce bedeninde taşımıştı onu.

Şimdi kalbinde taşıyordu.

Bu, bir annenin en büyük sırrıydı belki de.

Çocuk büyüyecekti, yürüyecekti, uzaklaşacaktı.

Ama o ilk bağ hep kalacaktı.

Kadın, çocuğun saçlarını okşadı hafifçe.

“Uyudun mu?” diye sordu usulca.

Çocuk cevap vermedi, sadece sokuldu.

Dışarıda kuşlar ötüyordu, hayat devam ediyordu.

İçeride ise zaman durmuş gibiydi.

Bu anlar, bir ömre bedeldi belki de.

Kadın gözlerini kapattı, bu anı belleğine kazımak istedi.

Yıllar sonra bu günü hatırlayacak mıydı?

Elbette hatırlayacaktı, bir anne hiçbir şeyi unutmazdı.

Çocuğunun kokusunu, sesini, ağırlığını hep taşıyacaktı.

“Büyüyünce beni unutma,” diye geçirdi içinden.

Ama bilmiyordu, asıl kendisi hiç unutmayacaktı.

Her anne, evladının ilk nefesini hatırlar.

İlk gülüşünü, ilk adımını, ilk sözünü.

Bunlar hiç silinmeyen izlerdir kalpte.

Kadın çocuğu biraz daha sıktı kollarında.

“Seni çok seviyorum,” dedi yavaşça.

Çocuk mırıldandı, belki de rüyasında duydu bu sözü.

Pencereden gelen ışık, ikisinin üzerine düşüyordu.

Sanki zaman onlara özel bir an bağışlamıştı.

Bir annenin sevgisi, hiçbir koşula bağlı değildi.

Doğduğu günden son nefesine kadar sürerdi bu sevgi.

Çocuk büyüyüp kendi yoluna gidecekti elbet.

Ama anne kalbi hep onunla kalacaktı.

Çünkü bir anne, evladını iki kez taşır.

Önce bedeninde, sonra sonsuza dek kalbinde.

Bu, hiçbir şeyin değiştiremeyeceği bir gerçekti.

Anne sevgisi, zamana yenilmezdi.

Kalpte taşınan hiçbir şey asla kaybolmazdı.

Rate article
Add a comment